Listeyle Değil Karşılaşmayla Tanımak: Ön Değerlendirmenin Sınırı
Ölçüt listeleri neden yanıltır? Vazgeçilmez ile tercihi ayırmak, küçük temaslarla tanımak, ilk izlenimin sınırı ve yanlış elemenin görünmeyen maliyeti.
Berrin Yalçın 3 dk
Bir işi, bir kursu, bir yeri ya da bir kişiyi değerlendirirken çoğu insan önce bir ölçütler listesi kurar. Neyin olması gerektiği, neyin kesinlikle olmaması gerektiği baştan bellidir. Bu liste karar vermeyi kolaylaştırıyor gibi görünür; ancak bir yan etkisi vardır. Liste, henüz karşılaşmadığınız şeyleri elemenizi sağlar ve bu eleme çoğu zaman gerçek bilgiye dayanmaz. Kâğıt üzerinde uygun görünen pek çok şey deneyimlendiğinde uygun çıkmaz; kâğıt üzerinde elenen bazı şeyler ise gerçekte tam da aradığınız şeydir.
Bu yazıda ön değerlendirmenin sınırlarını, listelerin nerede işe yaradığını ve karşılaşarak öğrenmenin neden vazgeçilmez olduğunu ele alıyoruz.
Liste, bilinenlerden oluşur
Bir ölçüt listesi, geçmiş deneyimlerinizin özetidir. Daha önce yaşadığınız iyi ve kötü durumlardan çıkarılmıştır. Bu yüzden yeni bir alana girerken kurulan listeler, çoğunlukla eksik ve bazen tamamen yanlıştır.
Hiç denemediğiniz bir işin size uyup uymayacağını, o işi tanımadan belirlemek mümkün değildir. Bu durumda liste, bir değerlendirme aracı değil; bilinmeyeni bilinene indirgeme çabasıdır.
Aşırı seçiciliğin işareti
Ölçüt sayısı arttıkça, hiçbir seçeneğin karşılamadığı bir standart ortaya çıkar. Bu durumda kişi kendini titiz sanır; oysa çoğu zaman gerçekleşen şey, karşılaşmadan eleme yapmaktır.
Bu eğilim en çok ilişkilerde tartışılır. İlişkilerde aşırı seçicilik üzerine yapılan değerlendirmelerde de öne çıkan ayrım budur: sorun standardın yüksek olması değil, listenin fazla uzun ve fazla erken uygulanmasıdır. Aynı mekanizma iş, şehir ve alan seçiminde de görülür.
Ölçütleri ikiye ayırmak
Bir listenin işe yarar hale gelmesi için tüm maddelerin aynı ağırlıkta olmaması gerekir. Gerçekten vazgeçilmez olan birkaç madde ile tercih niteliğindeki maddeler ayrılmalıdır.
Vazgeçilmezler genellikle iki üç maddeyi geçmez ve çoğu değerle ya da temel koşullarla ilgilidir. Geri kalanlar tercihtir ve karşılaşma sonrasında değişebilir. Bu ayrım yapılmadığında, önemsiz bir madde yüzünden uygun bir seçenek elenir.
Kâğıt üzerinde görünmeyenler
Bazı nitelikler yalnızca deneyimle ortaya çıkar. Bir işin gerçek temposu, bir ekibin çalışma biçimi, bir yerin gündelik yaşamı, bir kişinin zor anlardaki tavrı hiçbir listede yer almaz.
Bu nitelikler çoğu zaman sonucu belirleyen asıl unsurlardır. Bu yüzden ön değerlendirme, karar için değil ilk eleme için kullanılmalıdır. Asıl karar, temas kurulduktan sonra verilir.
Küçük temaslarla tanımak
Bir şeyi tanımak için tam olarak ona girmek gerekmez. Bir işi denemeden önce o işi yapan biriyle konuşmak, bir alanı seçmeden önce küçük bir proje yapmak, bir yeri seçmeden önce kısa süre orada bulunmak mümkündür.
Bu küçük temaslar, hem düşük maliyetlidir hem de listelerin veremeyeceği bilgiyi verir. Deneyim olmadan yapılan uzun değerlendirmeler yerine, kısa ve gerçek temaslar tercih edilmelidir.
İlk izlenimin sınırı
Karşılaşmak da tek başına yeterli değildir. İlk izlenim güçlüdür ama güvenilirliği düşüktür; o günkü koşullardan, ruh hâlinden ve rastlantılardan etkilenir.
Bu yüzden bir izlenim, en az iki farklı durumda sınanmalıdır. Tek bir görüşmeye ya da tek bir denemeye dayanarak verilen kararlar, listeye dayanarak verilenler kadar yanıltıcı olabilir.
Listeyi güncellemek
Karşılaşmadan sonra listenin kendisi de gözden geçirilmelidir. Deneyim, hangi maddenin gerçekten önemli olduğunu ve hangisinin gereksiz olduğunu gösterir.
Hiç güncellenmeyen bir liste, yıllar önceki bir kişinin ölçütleriyle bugün karar vermek demektir. Yılda bir kez listeye bakıp "bu madde hâlâ geçerli mi" diye sormak, kararların gerçekle bağını korur.
Elemenin maliyeti
Her eleme bir kazanç gibi görünür; oysa yanlış eleme de bir maliyettir ve görünmez. Elenen seçeneğin nasıl olacağı hiçbir zaman öğrenilmez, bu yüzden hata da fark edilmez.
Bunu dengelemek için basit bir kural uygulanabilir: elemeden önce, elemeyi tek bir maddeye dayandırıp dayandırmadığınıza bakmak. Tek maddeye dayanan elemelerin çoğu, biraz temasla değişir.
Karar vermeyi geciktirmemek
Karşılaşarak öğrenmek, sonsuz bir keşif sürecine dönüşmemelidir. Bir noktadan sonra ek temas yeni bilgi getirmez; yalnızca kararı erteler.
Pratik ölçüt şudur: son iki temasta yeni bir şey öğrendiniz mi? Cevap hayırsa, elde yeterli bilgi var demektir. Listeler bilgi toplamak için, karşılaşmalar doğrulamak için, karar ise ikisinin toplamıyla verilir.